...:...:... HACI BEKTAŞ-I VELi ...:..:...

 


Hacı Bektaş-ı Veli'nin hayatı, aslı menkıbelerden ibarettir. Tarikatı yoktur. Hz.Yesevi'den Resulullah kanalından sıyrılmış Allah'ın velilerinden biridir. Bektaşilik, Şiilik. Bunlardan münezzehtir. Bunların hepsi aklın almayacağı ve Bektaş-ı Veli hakkındaki hünkârın velâyetnamesinde ki, kimsede olmayan el yazması ve tahrif edilmemiş nusgasında yazılıdır. O nusga da ha bu küçük satırları karalayandadır.
Hacı Bektaş-ı Veli vefat ediyor. Yüzü peçeli, bir at üzerinde uzun boylu bir zat geliyor, Hacı Bektaş'a....
Cenazeyi yıkıyor Kefenliyor Namazını kılıyor Kabre indiriyor
Toprağı atarken (Ya Gani. Ya Allah. Ya Hayy. Ya Allah . Ya Gayyum. Ya Allah. Ya Gaffar. Ya Rahim) okuyarak mezara üflüyor. Atına binerek ayrılırken hünkâra otuz sene hizmet eden San ismail, atın dizginini tutarak:
Ya Erenler: Yıkadığın, namazını kıldırdığın ve defnettiğin er hakkı için kimsin, yüzünü aç göreyim demiş.
Peçesini kaldırmış... Sarı tsmail görmüş ki Hacı Bektaş-ı Veli... Derhal yere kapanarak atının sağ ayağını öper. Ben sana otuz senedir hizmet ettim. Nasıl tanıyamadım der ve ağlamaya başlar.
Bektaşi Veli "Er ona derler ki kendi cenazesini kendi yıkar, namazını kıldırır defneder" diyerek yüzünü örter ve atını sürer gider.
Hacı Bektaş-ı Veli bu aklın almadığı hadisede gizlidir. Aklını başına alarak ona hakaret etmeden bu efsaneyi halletmeye çalış. O zaman Hacı Bektaş-ı Veli 'nîn kim olduğunu anlarsın.




Hak'kın emri:Nefse ait istek ve arzuların zıddı ve aksidir.
Yalan gürültü yapar.
Hakikat sakindir.
Yıldırım, gök gürültüsü duyulmadan evvel çoktan düşmüştür.
Güneşe arkasını dönen, gölgesinin peşinden yürür.
Gayb, görülemeyen değil, görünmeyendir. Bu cümleyi bir iki defa okuyup düşünmenizi rica ederim.
Sabır, zilleti izzete tebdil eder bilir misiniz... Ruh âlemini zekâ kadrosuna sığdırmaya çalışmak en büyük beşer hamakatidir.
Hacı Bektaş-ı Veli evlenmemiştir. Bu sözü ile evlidir. Sakal bırakmamıştır. Hacı Bektaş'ı rüyasında görenlerden bilinir ve kendim de gördüm 70 senedenberi hem çok... Sakalı yoktu. (Köse değildi ha..,)
Kadın.
Ev.
Harem.
Aile.
Allah'ın verdiği en büyük nimetlerdir. Dünyada en mukaddes bir ibadet mescididir.
Kadın; ailenin, devletin temeli, evin her türlü ziynetidir,
Kadını sevmek en büyük İbadetdir. Bu formül Resulullah'ın bildirdiği İslamın vahdet ve birlik ilâhı sembolüdür.
Erkek, kadının kölesi olursa; kadın erkeğin cariyesi olur. Erkek, kadının kölesi olmak mecburiyetindedir.
Bu esas aile birliği, Bektaş-ı Veli'nin şu sözünde perdelenmiş acık berrak bir sûretde haykınlmıştır.
"Eline. Beline. Diline" Allah'ın emrine göre hakim ol. Bu erkeğe hitaptır. Zira kadın ziynet ve nigmettir.
7 asırdan beri her sene meyve veren bir kara dut ağacı vardır. Hacı Bektaş-ı Veli 'nin türbesinde. Horasan'dan gelme...
Yolun oraya düşerse bu dut ağacından bir parça yaprak ye. Sebebini sorma. Korkma hayvanlaşmazsın. Ot yiyenlerden olmazsın. Bu kara dut için Hacı Bektaş-ı Veli şöyle demiş. (Bu ağaç dut verdikçe bilesiniz Anadolu bizimdir).

Hacı Bektaş-ı Veli
Nisaburludur. Lokmanı Perende'nin talebesidir.
Ahmedi Yesevi'nin Anadolu'da (bakın görün) diye saldığı ve ademiyet hamulesiyle görünmek hünerine sahip büyük insan"
Kırk yıl çile ve ibadet hayatı yaşıyor. Çocukluğunda aklın alamayacağı, öteyi bilmeyenleri sarsacak kendisinden çok keramet zuhur etmiştir.
Bundan ötürü hakiki hüviyeti hakkında tarihi malûmat yoktur. Tarihlere göre Selçukiler zamanında yaşamıştır. Aklın alamayacağı hadiselerle yogurulu insanları, nedense tarih içine almıyor veya onlar girmiyor.
Sözlerle resmi şöyledir:
Uzun boy. Kemikli, Şişman degiL Siyah uzun saçlı. Elmacık kemikleri çıkık. Gözleri simsiyah. Sakal yok denecek derecede.
Dudaklarında daima vird ettiği su:
3 Allah, 5 ilâhi esma. Başka evradı yok. Dar-ı ukbaya teşriflerinden hemen sonra kendilerine uzun senelerce hizmet etmiş Sarı ismail'e söyle demişlerdi; "Eren o dur ki, ölmeden ölür. Kendi Cenazesini kendi yıkar. Sen de böyle obuaya gayret et...
"Bu büyük söz, kendilerini Anadolu'ya salan Ahmedi Yesevi'nin şu sözünün ifadesidir. Hepiniz bir olun. Biriniz "ir olun... Hacı Bektaş-ı Veli büyük hünkar hocasının sözünü yerine getirmişti.
Anadolu'da hacılık ve veliliklerini aşikâra vuran ve ilân eden üç büyük güneş vardır.
Hacı Bektaş-ı Veli Hacı Bayram-ı Veli Hacı Şaban-ı Veli.
Bu merkezler Anadolu'nun manevi gücünün membalarıdır. Onların ve onların yetiştirdiği büyüklerin manevi kudret ve dualarıyla duruyoruz.
Kabirlerim ziyaret ediniz. Orada arşa yükselen pencereler
görebilirsiniz.
Bos taraflarınızı onların haykırdığı (Allah) ile doldurunuz.
Ruhaniyeti Resulullah ile yıkanınız. O zaman ne ölür, ne kurur, ne yıkılırsınız.




Hacı Bektaş-ı Veli irtthal ettikten sonra yüzü yeşil bir örtü ile kapalı atlı bir zat Yassı Höyük'e gelir....Cenazeyi gasleder, namazını kıldırır ve hünkâr gömüldükten sonra yüzü yeşil örtülü adam cemaate veda eder. Tekrar atına binip gideceği sırada Sarı İsmail onun yanına sokuldu. "Namazını kıldığın, yüzünü gördüğün er hakkı için söyle bana: Kimsin Sen?' Yüzü yeşil örtülü adam San ismail'in yalvarmasına dayanamadı. Yüzündeki örtüyü açtı. Bu, Hacı Bektaş hünkârın ta kendisi idi. Sarı ismail yere kapandı.
Ah erenler sahi. 33 yıldır hizmetindeyim nasıl da tanıyamadım seni. Bağışla. Hünkâr, Sarı İsmail'e "Eren odur ki ölmeden ölür, kendi cenazesini yıkar... Sen de böyle olmaya gayret et" dedi. Atını sürdü ve gitti
Şimdi su iki satırlık anlatılan hadise olmuştur. Hakîkatdır. Buna bugün böyle şey olmaz diye ısrar edersen hayaldir bu... İnandırmaya çalışırsan "saçmalama, hurafelere nereden kapıldın" diye üzerine hücum ederler-"
Bektaş-ı Veli'den sonra halife ve müridleri âzami bir asır kadar hakiki Bektaş-ı Veli'nin yolunu ahlâkını terbiye ve büyüklüğünü muhafaza edebilmiştir. Ondan sonra git gide hakiki mahiyetini kaybetmiş, bambaşka bir zümre ortaya çıkmıştır.
Hacı Bektaş-ı Veli'yi kendilerine siper ederek, tamamıyla dinsiz, sapık ve münkir bir kafile olmuşlardır.
Bir kısmı da Hz Ali efendimiz ve ehlibeyti utandıracak âdet ve usullerle ne dinden olduğu belli olmayan bir zümre haline gelmişlerdir. Bunlara birçok isimler icad etmişlerdir. Kızıl baş. Alevi. Bilmem ne. Bunlar tamamıyla saçma isimlerdir ki bugün hakikat gibi görünür.
Resulü Ekrem'de bir RİSALET bir de NÜBÜVVET vardı.
RÎSALET : Hak'kın emirlerini bildirmek.
NÜBÜVVET : Nebiliktir.
RİSALET: Ebubekir. Ömer risaletin halifesidir.
Osman. Ali nübüvvetin halifesidir,
Risalet halifeliği seçim ile olur. Devleti idare edecek şahıstır.
Nübüvvet halifeliği ise Hak tarafından verilmiştir. Resulü Ekrem dünyadan ayrıldıktan sonra nübüvvet de bitmiştir.
Hz.Fatıma'nın vefatından sonra nübüvvet bitmiştir.


Ali, Hasan, Hüseyin ehli beytdir.
Alî ve Hasan Hüseyin'in Hz.Fatıma'nm vefatından sonra olan evlâtları ise ehlibeytin torunlarıdır.
Ehlibeyte bağlı bir İslâm Hak'kın emirlerini harfiyyen yerine getirmek mecburiyetindedir. Aksi varid değildir. Merduddur.
Kara dutıAhmet Yesevi'nin devamı olan Bektaş-ı Veli'nin ruhaniyetinin devamını bildiren maddi meyve...
Hurafeleri at. Doğruyu söylüyorum: Şu karadul ağaçlan meyve verdikçe bilesiniz. Anadolu bizimdir.
Allah'ın emanet ve hediyesi olan kadını her şeyden erkek korur. Bundan ötürü haremine sahip çıkmıştır.
Kadın haremde ailenin, devletin temelidir. Erkeğin esiri değil... Evinizi bozmayın. Sıkıntı ve dertlerine tahammül edin. Bu sabırdaki güzellik ve zevki duyun. Yasamak zaten budur.
Hacı Bektaş-ı Veli hazretlerine bir gün bir garip gelmiş.
-Ya Sultanım, bana öğüt ver de yapayım-.
- Hiç yapmadığını yap demiş.
-Garip, yapmadığım kalmadı. Yok demiş.
-O halde bütün yaptıklarına tövbe et. Sonra gel kulağına bir şey söyleyeceğim.
Garip adam gitmiş. Bir sene tövbe etmiş. Başkalaşmış tekrar gelmiş sultanın huzuruna, efendim dediklerini yaptım. Kulağıma birşey sölyecektin... buyrun demiş...
Sultan :Yanaştır kulağını, tövbe ettiklerine tekrar başla, tekrar gel demiş...
Garip gitmiş bir sene sonra tekrar gelmiş. Yaptım efendim demiş.
O zaman koca sultan: Hayvanlar insanlan kabul etmezler.
İnsanlar ne kadar zorlasalar onlann kadrosuna giremezler.
İnsanlar bocalamalarında tahkir makamında hayvanların
isimlerini kullanırlar. Halbuki hayvanlar en temiz mahlûklardır.
Onlara sual yoktur. Sual ve azap olmadığı halde insanların enirine
verilmişlerdir. Bu sözlerimden bir şey anlamadın hiç... Eşek
demiş... Sen dediklerimi yapmakla insan olduğunu isbat ettin.
Hak'kın emri böyle, muradı böyledir.

30.8.1986






GERİ

 

Sadece Bu sayfayı Sevdiklerinize ve Dostlarınıza Önermek İçin Aşağıda ki Formu

Doldurmanız Yeterli!!!

Sizin Adınız:
Sizin e-mail adresiniz :
Arkadaşınızın adı:
Arkadaşınızın e-maili
Mesajınız: